GELECEĞİN UÇUŞLARI

Posted: Şubat 14, 2012 in Sanayi

               Arkadaşlar, Gelecekte hangi teknolojiler bizi kanatlandıracak? Bu yazımızda bu teknolojileri hem sivil hem de askeri alanda inceleyerek, buna bir çözüm bulacağız. Ama önce uçmak nedir onu araştıracağız. Tabii bunun içinde Daniel Bernoulli’yi tanımamız gerekiyor. Bernoulli sıvıların sıkılaştırılmaya itildiğinde hızının artacağını ama bu sefer de dış basıncının azalacağını söylemiştir. Bunu da birçok yerde deneysel olarak doğruladı. Bernoulli bir sıvıyı çapı düşük bir tüpten geçirmiş ve hızının arttığını dolayısıyla enerjisinin de arttığını gözlemlemiştir. Bernoulli kendisine bir soru sorarak, eğer Enerji korunuyorsa, çapı çevresine göre düşük bir tüpten hızlı geçen bir sıvının enerjisi artacağı için bir yerlerden de bir enerji azalması olması gerekiyordu demiştir. Bu soruyu da Bernoulli şöyle çözdü: Bir sıvının hızı artıyorsa dolayısıyla da enerjisi de artıyorsa bu sıvıya dik etki eden statik basıncın azalmış olması gerektiği sonucuna ulaştı. Gerçektende çapı ince olan borudaki sıvıya etki eden statik basınç, çapı normal kalınlığına eşit olan boruya göre düşük çıkmıştır. Bu teoriyi de Bernoulli, matematiksel olarak formülleştirerek Hidrodinamik biliminin temellerini atmıştır. Örneğin, Bernoulli doktor olduğu için ortası ince bir tüpü koluna batırmış ve kanın akışını gözlemlemiştir. Daha sonra Bernoulli, bu gözlemin sonucunun da tam istendiği gibi yani kanın tüpün ince bölümünden geçerken hızının arttığı ama bu sefer de etrafına göre de basıncın düştüğünü doğrulamıştır. Yani; hızlı akan kanın basıncı düşük, düşük hızla akan kanın basıncı ise yüksektir. Örneğin; bir huninin içine golf topu koyup daha sonra da bu huniye üflendiğinde golf topunun huninin deliğine yapıştığını görürsünüz. Nedeni ise; Yüksek hızla topa üflendiğinde topun kenarlarında düşük basınç, topun arkasında ise de yüksek basınç oluşur. Bu olayı bardak altlıklarında da gözlemleyebiliriz; Örneğin, birinci bardak altlığının tam ortasına bir boru yerleştirip ikinci bardak altlığına da üflediğimizde ikinci bardak altlığının birincisine yapıştığını görürüz. Bugün de bu sistem uçak kanatlarında kullanılıyor. Uçak kanatlarının üst tarafı alt tarafına göre daha uzun inşa edildiği için hava uçağın üst tarafında daha uzun bir yoldan gitmek zorunda kalarak, böylelikle hızı artıyor; ama bu sefer de bu havanın basıncı düşüyor. Uçak Kanatlarının alt tarafında ise iş tamamen değişiyor; burada havanın hızı azalıyor ve basıncı artıyor. Sonuçta da bu basınç farlılıkları nedeniyle Kaldırma kuvveti elde edilmiş olunuyor. Yani, biz Fizikçiler bu olayı şöyle yorumlarız: Kaldırma kuvveti, Yerçekimini yeniyor ve de böylelikle biz uçmuş oluyoruz. Daniel Bernoulli bu sisteme Hidrodinamik ismini vermiştir. İlk Uçuşun ne zaman yapıldığına gelecek olursak;  Bu olay 1903 tarihinde Wright kardeşler tarafından gerçekleşmiştir. Ama, uçuş teknolojisine en büyük katkı Almanlar tarafından yapılmıştır. Almanlar zamanında uçak teknolojisinde çok ileriydi. Bunu Almanların yaptığı jetlerde görebiliriz. Ayrıca, Dünyanın ilk avcı uçağını da Almanlar yapmıştır. Bu uçağın adı: Foker E1’dir. Almanların o zamanlarda yaptığı jetlerdeki akslı akış motorları, İngiltere’nin Santrifüjlü motorlarından çok daha fazla itme gücü üretiyordu. Nedeni ise, Akslı Akış motorlarının havayı itecek hiçbir mekanik sisteme ihtiyaç duymamasıdır. Akslı Akış motorlarında havayı sıkıştırmak için bu motorların içinde çark sistemleri bulunmaktadır. Ne kadar çok çark bulunursa da o kadar çok hava içeri girer ve de çarkların çapını küçülttüğümüzde de havayı da böylelikle sıkıştırmış oluruz. Ama; bu motorun en önemli sorunu ise, sistem içinde çok yüksek sıcaklık üretmesiydi. O zamanlarda bu soruna çözüm bulunamamıştı. Örneğin, Akslı Akış motorlarına sahip uçakların uçtuğu 25 saatlik gibi kısa bir sürede bu motorların bıçağı da değişmesi gerekiyordu. Santrifüjlü motorlarda ise, durum çok daha değişikti.  Bu motorlarda havayı içine püskürtmek için bir kompresörler bulunmaktaydı. Uçağın hızını arttırmak için de sadece bu kompresörlerin sayısının arttırılması gerekiyordu. Ama, bu olduğunda motor enine genişleyerek uçağın aerodinamiğini bozuyordu. Bu nedenle de uçak, hız yapamıyordu. O zamanlarda da ses hızını aşmak imkânsız gibi görünüyordu. Ama, Amerika’nın ürettiği Sabre adındaki uçak bunu başardı. Hatta Kore savaşında da Akışkan Yapılı Motora sahip olan Sabre, Mig uçaklarını ezdi geçti. Nedeni ise de hem akışkan yapılı motora sahip olması hem de Sabre uçağının hedef tespit sisteminin daha iyi olmasıydı. Sabre uçağının önünde bulunan radar, Miglerle olan uzaklığı çok hassas bir şekilde hesaplayabiliyordu. Ama; Amerikalılar, F101 ile ses hızını aşmak istediklerinde bunu başaramadılar. Nedeni ise, bu uçağın aerodinamiğinin iyi olmayışıdır. O zamanlarda uçakların ses hızını aşması için gövdesi kalın yapılıyordu. Ama çözüm bu değildi. Çözüm; gövdenin, incelerek ilerlemesi şeklindedir. Gövde ne kadar çok incelir ve de kanat, delta kanat şeklinde olursa ses hızı böylelikle aşılabiliniyordu. Bu teknik özelliği de Almanlar bulmuştur. Almanlar, kanatların ince değil de kalın olduğunda daha aerodinamik olacağını dünyaya gösterdiler. Örneğin; bir Alman bilim adamı olan Ludwig Prantıl, Uçakların kanatlarını kalın yaparak Uçakların daha Aerodinamik olacağını Dünyaya gösterdi. Tarihten aldığım bir kesiti size burada anlatayım: Almanların girdiği bir savaşta düşman uçaklarının Alman savaş uçaklarını göremediği teyit edilir. Bunun nasıl olduğunu araştıran uçuş mühendisleri, bunun sebebinin Alman savaş uçaklarının sahip olduğu manevra kabiliyeti nedeniyle olabileceğini belirtmişlerdir. Bu manevra kabiliyeti nedeniyle Alman savaş uçakları adeta helikopter gibi yavaş ama dönüş kabiliyetinin yüksekliği sayesinde düşman uçaklarına görünmemiştir. Bu teknik özellik çok devrimsel bir teknolojiydi; ama bu sefer de sarsıntı daha çok oluyor ve de ses hızı aşılamıyordu. Bunun çözümünü daha sonraları Amerikalı bilim adamları bulacaktı. Amerikalı bilim adamları, kanatların baştan aşağıya doğru incelerek gitme özelliğinin ses hızının aşılması için çok gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Gerçektende bu teknik özellik uçakların ses hızını aşmasını sağlayacaktı. Ama, bu teknik özellik uçakların sadece ses hızını aşmasını sağlıyordu. Yani,  uçaklar için önemli olan hem ses hızına ulaşmak hem de ses hızına çok hızlı bir şekilde ulaşmaktı. Bunun teknolojisi ise, Uçakların kuyruk teknolojisinde gizliydi. Uçakların kuyrukları yapışık olup, bir hareketle de aşağı yukarı hareket ettirilebilinirse ses hızına daha çabuk çıkılabiliniyordu. Jet teknolojisi; sadece uçakları ve savaşın sonucunu değiştirmedi, helikopterleri de değiştirdi. Örneğin, bunu Cobra Zulu helikopterlerinde görebiliriz. Bu helikopterlerde çok ileri bilgisayar teknolojisi kullanılıyor ve de motorları da Turbo şaft teknolojisinden gelmektedir. Turbo şaft teknolojisi, helikopterleri hem daha güvenli, hem daha güçlü, hem de daha hızlı yaptı. Böylelikle helikopterlerle daha büyük yükler kaldırılabilinmektedir. Ayrıca Turbo şaft motorlar, hem daha hafif hem de pistonlu motorlara göre de 3 kat daha kuvvetlidir. İlk helikopterin bir Fransız tarafından yapıldığı belirtilmektedir. Daha sonra ise, bu helikopter geliştirilerek hem dikey yolda hem de yatay yolda hareket ettirildi. Ama yatay yolda hareket ettirilen helikopterler devrilmekteydi. Bu sorunu ise, daha sonraları Sikorsky adında bir deha çözecekti. Sikorsky, helikopterlerin arkasına bir rotor takarak helikopterleri dengeledi. Helikopterler o zamanlarda çeşitli teknolojilerle de dengelenebiliniyordu. Ama, bu yapıldığında gövde çok geniş oluyordu. Örneğin, bu teknoloji o zamanlar şöyle yapılabilinmekteydi. Helikopterlerin pervanesinin yanına konan ve tersi yönde dönen diğer bir pervane helikopterin pervane sayısını 2’ye çıkartıyordu. Helikopter bu şekilde dengede kalabiliyordu ama bu sefer de sürtünme artacağı için helikopter de havada fazla kalamıyordu. Sikorsky; ayrıca helikopterlerin geleceğin hava taşıtları olacağını da söylemiştir. Örneğin, bu konu hakkında Sikorsky şöyle demiştir: Hiçbir zaman bir uçak denize düşen bir kişiyi kurtaramayacak ve de sadece bu kişinin üzerine çiçek atmakla yetinecektir. Ama bunu helikopterler yapabilir. Helikopterlerin uçması da uçakların uçmasına çok benzemektedir. Ama bu uçma işlemini helikopterler, pervanelerinin dönmesi sayesinde yapar. Örneğin, helikopter pervaneleri uçak kanatlarına çok benzemektedir. Bu pervanelerin üst tarafı daha uzundur ama alt tarafı daha kısadır. Pervaneler döndürüldüğünde ise, hava uzun taraftan geçtiğinde bir alçak basınç alt taraftan geçtiğinde ise yüksek basınç oluşur. Böylelikle bu basınç farklılıkları helikopteri havalandırır. Ama, helikopterlerin ilk havalanışında durum biraz farklıdır. Helikopterler ilk havalanışında çok yüksek kaldırma kuvvetlerine ihtiyaç duyarlar. Bunu da ancak helikopter pervanelerinin hücum açısıyla oynayarak yapabiliriz. Hücum açısı bir nevi eğim derecesidir. Yani, Pervanelerin eğim derecesini yukarıya doğru biraz daha fazla kaldırdığımızda helikopterlerdeki pervaneler yukarıya doğru daha çok kaldırma kuvveti üretir. Böylelikle de biz kalkış anında havaya doğru çok kısa bir zamanda çıkarız. Eğer, helikopterlerle öne doğru gitmek istediğimizde ise, bu durumda hemen hemen yukarıda anlattığım hücum açısı teknolojisiyle aynıdır. Buradaki tek fark helikopterlerin bir pervanesinin eğimi uçuş sırasında pilot tarafından yükseltilmektedir. Bu fark helikopterde öne doğru bir basınç farkı yaratır. Böylelikle de biz öne doğru gideriz. Peki, helikopterler neden çok yukarılara doğru çıkamıyor ve de çok hızlı gidemiyor. Helikopterler çok yukarılara çıkamayışının nedeni, atmosferin üst tabakalarında çok fazla oksijen gazının olmayışıdır. Bu nedenle helikopter motorlarının içine çok fazla oksijen gazı girmez ve de böylelikle de yanma gerçekleşmez. Helikopterlerin çok hızlı gidemeyişinin nedenine gelecek olursak, bu durumu şöyle özetlesem herhalde yerinde olur: Helikopter pervanelerinden bir tanesi diğerine göre daha uzun inşa edilir. Bu sayede pervanelerin bu uzunluk farklılığı karşımıza çok büyük bir hız farkı olarak çıkar. Peki, bu hızı arttırmak için bu pervanenin uzunluğunu daha da arttıramaz mıyız? Arttıramayız, çünkü bu sefer de bir şok dalgası patlaması oluşur. Bu da helikopterin dengesinin kaybetmesi için yeterlidir. Bu nedenle helikopterler en fazla 350 km hız yapabiliyor. Bunu da ancak savaş helikopterleri yapabilir. Daha sonra da Sikorsky’nin adını duyurmasındaki en büyük etkeni şöyle anlatayım: Denizde batan bir geminin içindeki personeller ölüm kalım savaşı verirken bu haber Sikorsky’e iletilir. Sikorsky, o zamanlarda ürettiği en büyük helikopteri bu batan gemiye göndererek, hiç kayıpsız bir şekilde geminin içindeki herkesi kurtarır. İşte bu olay Sikorsky’i Dünyanın en tanındık kişisi yapar. O zamandan sonra dağda veya başka bir yerde kurtarılmayı bekleyen 1 milyon kişiden fazlası, Sikorsky’nin ürettiği helikopterlerle kurtarılabilinmektedir. Sikorsky daha sonra Dünyanın en büyük vinç helikopterini üreterek emekliye ayrılır. Daha sonra da helikopterlerin gelişme safhasında motor teknolojisi geliştirilir. Kullanılan eski pistonlu motorların hem hızı düşüktü hem de ağırdı. Geliştirilen yeni teknoloji de ise; Türbinli motorlar, pistonlu motorların yerini aldı. Bu yeni teknolojinin diğer bir adı da Turbo şaft motorudur. Bu motorlar oldukça güçlüdür ve de böylelikle helikopterleri yüksek hızlara çıkartabilmektedir. Örneğin, Cobra helikopterleri ilk savaş helikopteridir. Bu helikopterler oldukça moderndir ve de bu helikopterden kaçış da yoktur. Ama, bu helikopterlerin zırhı ve teleskopik görüşü iyi olmadığı için Apaçi helikopterler tarafından dışarı atılmıştır. Apaçi helikopterlerinde ise, çift motor bulunmaktadır. Bu motorlardan biri vurulsa bile Apaçiler yoluna devam edebilmektedir. Ayrıca, Apaçi helikopterlerinin kokpiti zırhla kaplı olduğu için bu helikopterler vurulduğunda bile pilotlar kurtulabilinmektedir. Ah 60 Blackhawk helikopterleri ise, hem asker taşıma hem hız açısından hem de menzil bakımından lider konumdadır. Hiçbir helikopter bu özelliklerde bu helikoptere yetişememektedir. Hatta bu helikoptere ateş açılsa bile düşmeme özelliği de bulunmaktadır. Ch 47 Chinook helikopterleri ise, yük bakımından Dünyada liderdir. Ch 47 Chinook, 13 ton ve ayrıca 55 asker taşıma kapasitesine de sahiptir. Amerika bu helikopterlerin silahlı versiyonunu da yaparak,  Ch 47 Chinookları daha da tehlikeli hale getirmişlerdir. Helikopterlerin azami çıkacağı hız saatte 350 km ve azami tırmanacağı yükseklik de 550 metredir. Helikopterler ayrıca menzil bakımından da sınırlıdır. Çünkü yakıt tankları helikopterlere sınırlı menzil sunar. Helikopterler bu özellikleri nedeniyle de en fazla 450- 500 km gidebilmektedir. 2 tane yakıt tankı olsa bile helikopterler en fazla 450-500 km gidebilmektedir. Ama helikopterlerin en önemli faydası ise, dikey iniş ve kalkış yapabilmesidir. İşte, bu yüzden de Harrier denilen uçaklar doğdu. Sir Sydney Camm tarafından tasarlanan Harrierlar, hem dikey iniş hem de dikey kalkış yapabilmektedir. İlk Harrierlar İngiltere tarafından üretilerek Falkland savaşında Arjantinlilere karşı büyük bir başarı elde etti. Ama en çok Amerika, Harrierları Irak savaşında kullandı. Harrierların kullanılma sebeplerindeki diğer bir önemli nokta da bu uçakların bir tarlaya inip daha sonra da yakıtını ve cephanelerini doldurarak havalanabilmesidir. Şu an için helikopterlerde son sınır olarak Cv 22 Osprey görünüyor. Nedeni ise, bu helikopterlerin hem bir uçak hem de bir helikopter gibi davranabilmesidir. Ayrıca, bu helikopterler oldukça da güçlüdür ve de nakliye özellikleri bakımından da çok iyi gözüküyor. Osprey hem bir uçağın hızlanmasına sahip hem de bir helikopterin dikey iniş yeteneğine de sahiptir. Böylelikle Osprey, geleceğin helikopteri ünvanını kazanıyor. Sivil helikopter sektör geldiğimizde ise, Abd’deki Kaliforniya merkezli Robinson şirketi şu ana kadar 8000 tane helikopter üreterek Dünyada bir rekor kırdı. Bu helikopterlerin bir tanesi 300.000 dolara satılıyor. R 22, 243 bin dolar; R 44 ise, 400 bin dolarlık bir fiyat etiketiyle müşterileri bekliyor. En popüler olanı ise, Robinson R44 modeli helikopterdir. Bu helikopter çok hızlı, dengesi olağanüstü ve sarsıntısı da çok düşüktür. Robinson şirketi, Dünyanın herhangi bir yerine haftada 20 tane helikopter satıyor. Bu helikopterlerin ucuz olmasındaki başlıca etmen ise, Jet türbini yerine pistonlu motorlara sahip olmasıdır. Pistonlu motorlar hem ucuz ve hem de verimli motorlardır. Türbinli motorlara göre de daha az yakmaktadırlar. Hız olarak, R22 saatte 180 km hız yapıyor; R44 ise, saatte 220 km hız yapabilmektedir. Şu an Robinson şirketi, R 66 adında yeni bir helikopter üretti. R 66’nın çok gelişmiş özelliklere de sahip olduğu belirtiliyor. Bunu da bu helikopterlerin üstünde bulunan 300 beygirlik motorda görebiliriz. Bu motorları ise, Royce Royce adında bir şirket üretmektedir. Bu helikopterin satış fiyatı ise, 805.000 dolardır.  Sivil uçaklara geldiğimizde ise, bu teknolojik kalınlıtıların hemen hemen hepsini bu uçaklarda görebiliriz. Ayrıca da Amerikan Bilim Adamları, gelecekte uçuşun daha çok kişiselleşeceğini belirtiyor. Daha sonra da bu bilim adamları, 21.yüzyılda Amerika’ya kanat takacaklarını belirtiyorlar. Kanatlanacak,  Amerika’nın ilk teknolojik ürünü olan Icon A5 adındaki uçakta da bunu görebiliriz. Bu uçak bir alçak irtifa uçağıdır. Icon A5, hem denizde hem de havada uçacak şekilde tasarlandığı için ayrıca da çok fonksiyonlu bir yapıya da sahiptir. Örneğin, Icon A5’le denizin üzerinde aynı jet skiyle gider gibi gidebiliriz. Icon A5, deniz üzerinde manevra yaparken çok fazla eğildiğinde de kanatlarındaki teknoloji buna engel olarak, bu uçağı çok stabil tutmaktadır.  Bu uçak arka tarafındaki bir pervane sayesinde yol alıyor. Bu uçak oldukça da hızlı ve havadayken de bu uçak saatte 630 km’ye kadar çıkabiliyor. Icon A5 yerde ise, saatte 216 km hız yapabiliyor. Bu uçağın yapılmasında da otomobil tasarımcılarının oldukça yardımı dokunmuş. Icon A5, bir jet arabası gibi tasarlanmış bir uçaktır. Ayrıca; bu uçağın içindeki kokpit, bir Ferrari veya  Forche’nin içindeki kokpitten ilham alınarak üretilmiş. Bu uçağın gövdesi, uzay sanayisinde ve F1 araçlarında da kullanılan karbon fiberden yapılmıştır. Ayrıca da bu uçağın kanatları katlanarak da adeta garajımızda hiç yer kaplamama gibi bir özelliğe de sahiptir. Icon A5’le; örneğin havada uçarken bu uçağı yere indiremediğimizi düşünelim, bunu üreten kişiler bunu da düşünmüş. Bu kişiler bu uçağa bir paraşüt koyarak, Icon A5’i her yere indirebilmemizi sağlayan bir teknoloji üretmişler. Böylelikle, bu uçakla uçmak daha da güvenli hale gelmiş oluyor. Bu uçağın kullandığı yakıta gelecek olursak, bu uçak kurşunsuz benzini ve jet yakıtını eşit oranda yakmaktadır. Böylelikle bu uçakla birlikte Jet yakıtından da tasarruf edebileceğiz. Bu uçağın menzili ise, 480 km’dir. Bu uçağın pervaneli olması ise, sizi sakın ola pişmanlığa düşürmesin. Çünkü; Icon A5, eski teknolojiyi yeni aerodinamik fizikle birleştirerek bu şevki, heyecanı ve mutluluğu bize tattırmak için üretilmiştir. Bu uçağın fiyatına gelecek olursak, bu uçak 139.000 dolarlık fiyat etiketiyle piyasada adeta kendini kıskandırma özelliğine de sahip görünüyor. Yine, Amerika tarafından üretilen Amv 211 uçağı ise, dikey iniş kalkış yapabilen bir sivil uçaktır. Ayrıca da bu uçak havalandığında da altında bulunan pervanelerin eğimi sayesinde ileriye de gidebilmektedir. Diğer bir teknolojik ilerleme ise, Viper Aircaft diğer adıyla Viper Jet denen bir kişisel jette meydana geldi. Ama, bu uçak adeta Avcı Uçağı gibi görünmektedir. Ayrıca da bir avcı uçağının hız ve hafiflik gibi özellikleri de Viper Jet’le örtüşmektedir. Bu uçak ayrıca da hafif alaşım malzemesinden üretilmiştir. Bu teknolojik alaşım, karbon fiber ve sentetik plastik birleştirilerek oluşturuldu. Böylece de bu uçak, hem hafif hem de güçlü olabildi. Ayrıca da bu uçak oldukça lüks özelliklere de sahiptir. Örneğin; bu uçakta, İtalyan deriler, brezilya ahşabı kaplamalar, tam teşekküllü uçuş sistemi, otomatik pilot gibi özellikler de bulunmaktadır. Bu özellikleri; ayrıca koltukta ve kokpitte de görebiliriz. Bu uçağın hızına gelecek olursak, bu uçak saatte 900 km hıza kadar çıkabiliyor. Bu uçağın fiyatı ise, sadece 400.000 dolar civarındadır. Hem de bu jet, akranlarının aksine saatte sadece 200 litre yakıt harcamaktadır. Diğer jet uçaklar ise, saatte 1500 litre kadar yakıt harcayabiliyor ve de fiyatları  da 20 milyon dolardır. Amerika tarafından üretilen diğer bir uçak ise, Eclipse Aviation adındaki hafif ticari bir jettir. Bu uçak ayrıca çok hafif ve çok hızlıdır da.  İşletilmesi ise, çok kolaydır. Bu uçak saatte 720 km hız da yapabilmektedir. Hiçbir uçağın iniş yapamadığı yerlere bile bu jet iniş yapabilmektedir. Bu yeni jenerasyon ticari jet, diğer bütün ticari jetlere bin basar diyebiliriz.  Nextgen havacılık ise, Uçakların kanat şekliyle oynanarak örneğin, kanatların içeri çekilip uzatılarak daha hızlı veya daha çok kaldırma kuvveti elde edeceğimizi belirtiyor. Bunu da Nextgen havacılık, kauçuk denen bir malzemeyle gerçekleştirmeyi planlıyor.  Kauçuk bilindiği üzere 6 kata kadar esneme özelliğine sahiptir. Böylelikle; bir Kargo Uçağı, bir Jet uçağı gibi ilerleyebilecek veya bir Jumbo ve bir Jet de bir helikopter gibi havada asılı kalabilecek. Burada yeri gelmişken Havacılığın Devleri olan Boeing ve Airbus’un yapmış olduğu Boeing 747 ve Airbus A380’i burada anlatmadan geçemeyeceğim. Ayrıca da kendi alanında bir dev olan Antonov 225’i de burada bütün yönleriyle irdeleyeceğiz. Boeing’in ürettiği 747 400 modeli şu ana kadar üretilmiş en fazla yolcu alan ve en teknolojik yolcu uçağıdır. Boeing 747 400’ü tanıyabilmek için kamburuna bakmak yeterlidir. Bu uçağın burnunun içine devasa miktarlarda kargolar yüklenebilir. Ayrıca da bu uçak şu ana kadar yapılmış en hızlı uçan ve en çok yük ve yolcu kapasitesi olan da bir uçaktır. 747 400’ün toplam kanat uzunluğu 65 metredir ve de boyu da 70 metredir. Bu uçağın ağırlığı ise, 400.000 kg’dan ağır gelmektedir. 747 400’ün devasa büyüklüğüne rağmen uçması ise, Şirket yetkililerini hayretler içinde bırakmaktadır. Nedeni ise de böyle bir büyüklükte ve ağırlıkta olan bu uçağın uçması çok zor olduğu belirtiliyor. Ama, bu uçağın üzerindeki teknolojiler bunu mümkün kılmaktadır. 747 400, A380 yapılana kadar Göklerin Kraliçesi ünvanını elinde tutmaktaydı. Ama bu lakap şu an A380’e geçmiştir. Ayrıca da 747 400, eski modellerden daha hızlıdır ve de saatte 1160 km hız da yapabilmektedir. Ayrıca, bu uçağı muhteşem yapan diğer bir teknik özellik ise, yukarıya doğru kıvrılan eşsiz kanat tasarımıdır. Bu uçağın kanatlarının en ucunda havaya doğru kalkan kıvrımlı bir kanatçık vardır. Bu teknik dizayn uçağın kanatlarının verimini arttırarak daha çok kaldırma üretilmesini sağlar. Böylelikle de eski modellere göre 747 400, daha uzun menzilli, yaklaşık 15 bin km daha uzun menzilli bir şekilde, uçabiliyor. Dahası da bu uçak karbon fiber frenler sayesinde de çok hızlı da durabilmektedir. Yolcusuz uçtuğunda ise, 747 400 ses hızına yani Mach 1’e ulaşabiliyor. Bu uçağın yolcu kapasitesi ise, yaklaşık 568 kişidir. Bu uçağın fiyatı ise, 200 milyon dolardır. Bu uçak, Boeing üretim tesislerinde üretilmektedir. Boeing’in Seattle Washington’daki Uçak Fabrikası, Dünyanın Hacim olarak En Büyük Fabrikasıdır. Bu fabrikanın alanı ise, 400.000 metrekaredir. Burada yaklaşık olarak       24.000 kişi çalışmaktadır. Ama, burası 30 000 kişi çalışabilecek kapasitededir. Bu fabrikada hiçbir zaman üretim durmuyor. Burada 747’ler, 767’ler ve en son model olarakta 777’ler üretilmektedir. Ayrıca da bu binada fitness spor yerleri, Boeing’in diğer gelir kapısı olan Boeing Tour Organizasyonu da bulunmaktadır. Boeing haftada 21 uçak yapmaktadır. Ama, bu uçaklardan yapımı en karmaşık olanı ise, Boeing 747’dir. Boeing 747’yi üretenlere ise, zoru başaranlar denmiştir. Boeing 747, diğer üretilen modeller arasında en fazla yolcu alan uçaktır. Boeing’in, 777 modeli ise yakıt tasarrufu en fazla olan, bakımı en kolay olan ve de en uzun mesafe uçabilen yaklaşık olarakta 20.000 km daha fazla menzile sahip uçağıdır. Ayrıca da 777, Boeing firmasının ürettiği en son versiyonlu ve en teknolojik uçağıdır. Ama, 777’nin yolcu kapasitesi 747’ye göre daha düşüktür. Boeing, ürettiği uçakları 100 ile 230 milyon dolara satmaktadır. Her 10 yılda bir  Boeing, son teknolojik uçağının en yeni versiyonunu üretmektir. Boeing şimdilerde daha hızlı, daha çok yolcu alan süpersonik bir jet üzerinde çalışmaktadır. Boeing’in yeni ortakları, Fabrikanın bir bölümünü Chicago’daki Boeing Fabrikasına kaydırmıştır. Ama, Seattle Washington’daki Uçak Fabrikasındaki üretim tüm canlılığıyla devam edecektir. Yine, Jetler burada üretilmeye devam edecektir. Boeing, 747’lerin bir üst modeli olan Boeing 747 400 ER modelini üretmiştir. Ama, henüz bu uçak deneme aşamasındadır. Bu modelin 400’lerden farkı ise, daha uzun mesafe uçabilmesi ve de daha da çok kargo taşıyabilmesidir. Boeing 747 400 ER’nin ağırlığı ise,  410.000 kg’dan daha ağır gelmektedir. Hava Kuvvetlerine yapılan Boeing 747 200 Hava Kuvvetleri 1, Amerikan Başkanlarını her türlü füze tehdidine karşı koruyabilmektedir. Ayrıca; Boeing, 747 uçağının ön tarafına bir lazer yerleştirerek, Dünyanın herhangi bir tarafından gelebilecek Balistik füzeleri vurabilecek bir sistemi bile üretmiştir. Hatta bir Boeing 747,  Enterprise adındaki Uzay Mekiğini bile taşımıştır. Bu olaylar, Boeing 747’lerin ne kadar çok işlevsel olduğunu ortaya koymaktadır. Boeing şu ana kadar 1500 adet 747 üretmiştir. Bu da çok büyük bir başarıdır. Boeing 747, 30 yıllık bir deneyimin ürünüdür. Boeing’in ilk ürünü olan 247 den bu yana, bu yaptıkları uçak konusunda dev bir firma olduğunu göstermektedir. Gelelim Airbus A 380’ne. Airbus A 380, Dünyanın En Büyük Uçağıdır ve de bu uçak 853 yolcu taşıyabilmektedir. Bu uçağın altında ise, çok büyük mühendislik teknolojileri yatmaktadır. Bu mühendislik teknolojileri ise, şunlardır:

1)Kartalın kanat dizaynı; A380 öyle bir kanat uzunluğuna sahiptir ki, bu uzunluk 80 metrenin altındadır. Nedeni ise, 80 metrenin altında olması gerekmesidir. Çünkü bu bir standarttır. Aslında 80 metreyi geçmeleri gerekiyorlardı; ama bu sefer de bu kadar ağır yükü bu uzunluktaki kanatlar kaldıramamaktadır. Ama, Kartalın kanatları kısadır ve de çok yüksek kaldırma kuvveti bile üretmektedir. Peki, nasıl olabiliyor sizce? Bu devrimsel doğa teknolojisi, Kartalın kanatlarının ucundaki o bir ya da 2 tüyden dolayıdır. Bu doğa teknolojisi, Airbus A380’nin kanatlarında da uygulanarak bir ilke imza atılmış oldu. Bu teknoloji şöyle işlemektedir: Uçak Kanatlarındaki kıvrımlı tasarım; kanatların verimini öyle yükseltiyor ki, Kaldırma kuvveti bu nedenden ötürü çok çok artıyor.

2) Malzeme teknolojisi;  Airbus A380’nin gövdesi hem güçlü hem de hafif olarak üretildi. Bunu da Airbus A380 mühendisleri şöyle yaptılar: Gler adında camsı alüminyumun birlikteliği sayesinde. Bu madde fiberglasla aliminyumun birleşmesiyle oluşuyor.

3)İniş takımı; A380’nin iniş takımları öyle güçlüdür ki, normal iniş hızının 4 katına kadar dayanabilecek yapıdadır. Bu iniş takımları suyla değil yağla işlemektedir.

4)Acil durum kaydırakları; A380, Dünyanın en büyük acil durum kaydıraklarına sahiptir. Bu kaydıraklar standartlardan yani 6 saniyeden az bir sürede 4 saniyede şişmektedir.

Arkadaşlar; Yük taşıma deyince size bir devi anlatmak istiyorum: Bu devin adı, Antonov 225’dir. Antonov 225, Dünyanın En Büyük Kargo Uçağıdır. Bu kargo uçağı, Oley Antonov adındaki bir mühendis tarafından yapılmıştır. Uçak ilk yapıldığında Buran adındaki Rus mekiğini taşımak için üretilmiş. Antonov 225, ilk yapıldığı zamanlarda 250 ton yük taşıma kapasitesine sahipti; ama Ukrayna tarafından yapılan güçlü motorların Antonov 225’e eklenmesi sayesinde Antonov 225, 580 ton yük taşıma kapasitesine ulaştı. Antonov 225, küçük kardeşi Antonov 124’le aynı özelliklere sahip görünüyor; ama Antonov 225 daha kapasiteli ve daha teknolojiktir. Özellikle, Antonov 225’in tekerlekleri daha fazladır ve de bu sayede daha sarsıntısız inme olanağına da sahiptir. Antonov 124 ve Antonov 225, Dünya üzerindeki her piste inebilirler; özellikle çime bile. Bu yüzden de Afrika’ya yapılan kargo taşımalarında genellikle Antonov 124 kullanılıyor. Ama, şimdi çürümeye bırakılan Antonov 225 tamir edilerek, Dünyanın En Büyük Kargolarını taşıyabilmesi planlanıyor.  Örneğin, kargo kapasitesi bakımından Antonov 225 için bir örnek versem herhalde yerinde olur: Antonov 225, bir Amerikan Boeing 737’yi içinde taşıyabilmektedir. Boeing bile şu ana kadar böyle bir uçak yapamadı. Özellikle, Boeing’in Globe Master C17’si 85 ton, yine Boeing’in C5A’ı ise, 135 ton yük taşıma kapasitelerine sahiptir.  Antonov 124 bile,  150 ton yük taşıma kapasitesiyle bu iki uçağı bu konuda geçmektedir. Ayrıca; Antonov 225, 1500 kişiyi de içinde taşıyabilme özelliğine sahiptir. Bu da Boeing 747 400’ün taşıyabildiği yolcu sayısından çok çok fazladır. Boeing 747 400’ün yolcu taşıma kapasitesinin 524 kişi olduğunu hatırlamanızı istiyorum. Ayrıca, Antonov 225’in kargo bölümüne ortalama 8 evi rahatlıkla sığdırabiliriz. Bu da Antonov 225’in,  Boeing 747 400’den 40 metre daha geniş olduğu anlamına geliyor. Uzay taşımacılığına geçtiğimizde ise, burada bir ilk olan Richard Branson adındaki dolar milyarderinin ürettiği Virgin Galactic adındaki ilk Uzay Uçağını tanıtmadan da geçemeyeceğim. Bu uçakla Branson, turistleri Uzayda seyahate çıkaracak. Bu uzay uçağı, iki bitişik uçağın arasında olacak ve de bu uçaklar havalandıktan sonra da bu uzay uçağı bu iki uçaktan ayrılarak jet motorlarını ateşleyecek ve de daha sonra da uzaya çıkacak. Bu uzay uçağının daha ileri bir versiyonu olan Beyaz Şövalye 2’ninde uzaya yük taşıması planlanıyor. Beyaz Şövalye 2’yle birlikte uzay kamyonculuğu da böylelikle başlamış olacak. Ama, tek Virgin Galactic Uzaya insan taşımayacak. Avrupa Birliğinin yapmış olduğu Eads Astrium adındaki uzay uçağının da direkt yerden havalanarak uzaya çıkması planlanıyor. Ayrıca, bu uçağın daha da ileriye Aya ve daha uzak gökcisimlerine de gideceği belirtiliyor. Uzay seyahati bununla da kalmayacak, Gelecekte Yeryüzünün yörüngesine yerleştirilmiş bir otel olacağı belirtiliyor. Bu otel ise, Galactic Suite şirketi tarafından yapılacak. Bu Uzay otelinin 2012’de yapılıp bitirilmesi planlanıyor. Ama şu an bu otelde kalmanın çok pahalı olduğu belirtiliyor. Bu Uzay otelinde 3 gün kalmanın maliyetinin ise, 4 milyon dolar olacağı belirtiliyor. Virgin Galactic şirketinin sahibi olan Richard Branson, gelecekte Aya gitmek için 2 kişilik uzay araçları yapacağını ve bu araçlarında Ay yüzeyinin 1 kaç 100 metre üzerinde süzülebilineceğini belirtiyor. Bu sayede Gelecekte Ay seyahatinin de olabileceğinin işaretlerini şimdiden alabiliyoruz. Mars seyahati de bu günlerde oldukça popüler. Örneğin, Langley’de tasarlanan Ares adındaki uçağın da Marsa gönderilmesi planlanıyor. Bu uçak Marstaki havayı inceleyerek buradaki yaşam formlarını araştıracak ve de daha sonra da bu bilgileri oraya gönderilen robotlara gönderecek. Mesela bu robotlar, Oppurtinity veya Curiosity gibi robotlar olabilir.  Bu uçak oldukça seyrek havada uçacak şekilde tasarlandığı için Aerodinamiği de ona göre ayarlanmıştır. Bu uçağın teknolojisiyle birlikte belki de ilerde Marsta yolcu taşıyan yolcu uçaklarına da rastlayabiliriz. Neden olmasın?  Burada, uçak teknolojisinde gerçekleşen bir gelişmeyi de anlatmadan geçemeyeceğim. Brezilya, Işık teknesi adında uçan bir mekik yaptı. Bu mekik aynı uzaylıların aracına benzer bir daire şeklindedir. Işık Teknesinde kullanılan teknoloji ise, çok sıcak olan lazerlerin havaya temas edip havayı patlatmasına dayanmaktadır. Bu patlama neticesinde de bu Mekik havalanabilmektedir. Bu uçağın Brezilya tarafından 2025 yılında uçması planlanıyor. Arkadaşlar, sizlere gelecekte yaşanabilecek teknolojileri aktarmaya çalıştım. Teknoloji bizi her yönden bastırıyor. Onun içindir ki, İlerde yaşanabilecek teknolojik atılımlara kayıtsız kalamayız. Sizlere bu konuda yardımcı olduysam ne mutlu bana. Yazımı, Einstein’ın şu sözleriyle bitirmek istiyorum; Gelecekte başarılı olacak insanlar, geçmişten çalışarak ulaşmalıdır.

 

Saygılarımla,,,,

                    

Ad Soyad: Sait Saatcigil

İlgi Alanı : Fizik, Teknoloji

Lakabı    :Fiziğin Şahı

İletişim  : ssaatcigil@mynet.com

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s