GELECEĞİN ARAÇ TEKNOLOJİLERİ

Yayınlandı: Şubat 14, 2012 / Sanayi

            Arkadaşlar, bu yazımda Otomobil teknolojilerini tarihsel olarak inceleyerek diğer teknolojilerle birlikte otomobil teknolojilerine damga vuran teknolojik hamleleri içine alacak şekilde, gelecekte acaba nasıl bir arabaya bineceğiz sorusuna yanıt arayacağız? Bu teknolojileri incelerken de F1 Teknolojilerini de irdeleyeceğiz. Büyük firmalar; örneğin General Motor, 2030 yılında Otomobil Teknolojisinin çok büyük değişikliklere uğrayacağını belirtiyor. Otomobil, kısaca büyük sanayici Henry Ford’un T modeli ile başlamıştır. Henry Ford, Dünyada ilk defa T model otomobilleri seri bir şekilde üreten ilk bant sistemiyle tarihe geçmiştir. Bu araç yılda 15 milyon üretilerek de rekor kırmıştır. Hatta bu araç Dünya listelerinde en çok satılan arabalar alanındaki yerini bile korumaktadır. Bu araç ayrıca da Etanolla da çalışmaktadır. Henry Ford, ayrıca Etanol için geleceğin yakıtı da demiştir. Henry Ford daha sonra bu model otomobilin kaportasını soya plastiğinden üretmiştir. Gazetecilere reklam içinde Henry Ford balyozla bu arabaya vurmuş ve aracın kaportası soya plastiğinin gücü sayesinde bu balyozun darbelerine hiç zorlanmadan dayanmıştır. Fordun otomobilinden sonra otomobiller teknolojik olarak çok çok ilerledi. Otomobil artık kutu görünümünden çıkarak teknolojinin ve işlevselliğin bir göstergesi haline geldi. Elektrikle, Hidrojenle, Biyobenzinle çalışan arabalar, Uçan arabalar, hem Deniz hem de Karada giden araçlar, Hibrit araçlar(hem yakıt hem de elektrikle çalışan araçlar) gibi teknolojiler otomobil sektöründe yerleşmeye başladı.  Geleceğimizde artık fosil yakıtların yeri olmayacak. Nedeni ise, Fosil yakıtlar hem karbondioksit emülsiyonunu arttırıyor hem de bizi sadece Ortadoğu’ya bağımlı hale getiriyor. Gelecekte Elektrikli araçlar hayatımızda büyük paya sahip olacaklar. Örneğin; Amerikan silikon vadisinde tasarlanan Tesla Roadstar, saatte 200 km hıza çıkabiliyor. Bu araç 100 km’ye ise sadece 4 saniyede çıkıyor. Aracın hafif olması için de bu aracın Şasesi, Alüminyumdan yapılmıştır. Ayrıca bu araç yarış arabasından ilham alınarak da tasarlanmıştır.  Bu araç gücünü Lityum İyon bataryalardan alıyor. Bu arabadaki Lityum İyon bataryalar 6831 hücrelidir. Ayrıca bu araçta kullanılan kalem pil boyutu lityum iyon pillerden 7000 tane bulunmaktadır.  Bu pillerden çıkan enerji ise, elektronik kontrol sistemine iletilmektedir. Bu sistemde daha sonra 3 fazlı alternatif akım motorunu besliyor. Sonuçta da bu aracın 0-100 hızlanması yaklaşık olarak 4 saniyede gerçekleşiyor ve de hiç şarj olmadan da bu araç 400 km gidebiliyor. Tesla Roadstar şu ana kadar görülen elektrikli arabaların içinde en hızlı hızlanan ve menzili en yüksek olanıdır. Tesla Roadstar,  Ferrari ve Porche gibi araçlarla da aynı hızlanma süresine sahiptir. Tesla şirketi, adını Nikola Tesla’dan alıyor. Tesla ismi, ders kitaplarında bile fazla görülmediği için adı bile unutulmuştur. Hâlbuki, Nikola Teslanın 7000 kadar patenti bulunuyor. Bunların arasında Ac İndüksiyon motoru da geçiyor. Bu aracın motoru da Tesla’nın icat ettiği Ac İndüksiyon motorudur. Tesla Roadstar’ın Amerika’daki satış fiyatı, 100.000 dolardır. Tesla şirketinin bir sonraki arabası ise, 5 kişilik sedan olarak tasarlanacak.  Japonya’da elektrik arabalara yönelmiş durumda. Japonya’nın gözde elektrikli arabası ise, Eliica’dır. Eliica adındaki elektrikli araba 8 tekerleklidir. Bu araç çok hızlı, saatte 300 km hız yapabiliyor. Eliica’nın tekerleklerinin her birinde 100 beygirlik bir motor bulunuyor. Bu araç çok hızlı bir şekilde hızlanıyor. Hızlanmasının ana sebepleri ise; Lityum İyon bataryalar, Transistor ve Motordur. Ayrıca bu araç yağmurda bile kaymıyor. Tzero adındaki araçta Elektrikli araç teknolojisi alanında söz sahibi bir markadır. Hızlanması da oldukça yüksek, 100 km’ye 3,6 sn’yede çıkabiliyor. Elektrikli araçların sınırını ise, Amerikan’ın ürettiği Buckey Bullet adlı araç oluşturuyor. Ohio Devlet Üniversitesi öğrencileri, Buckey Bullet adındaki bir elektrikli araç yaptı. Bu araç saatte 700 km hıza çıkarak dünya elektrikli hız rekorunu kırmıştır. Bu araçta kullanılan pil ise, Nikel Metaldir. Bu bataryalar çok kısa bir sürede enerjiyi boşaltarak hızı oldukça yükseltiyor. Bu araçta ise, 3 fazlı Alternatif Akım Motoru kullanılıyor. Amerika herhalde hıza çok takıntılı. Nedeni ise, hep hız sınırlarını egale ediyorlar. Lityum İyon bataryaların doruk yaptığı bir diğer araçta, Dünyanın en hızlı elektrikli motorsikleti olan Killacycle motorsikletidir. Bu elektrikli motorsiklet,  benzinli süperstar motorsikletleri bile adeta korkudan titretiyor. Killacycle’ın Motorsiklet sahnesinde zirveye oturuşu ise, rekor için bir yarışta 400 metreyi 8.22 saniyede alarak olmuştur. Killacycle’ın bir önceki dünya rekoru ise, 8,301 saniyeydi. Daha sonra da Killacycle bu süreyi 8,22 saniyeye indirerek böylelikle Dünyanın en hızlı elektrikli motorsikleti olmuştur. Şu an Killacycle, Elektrikli motorsikletler alanında Guinness Rekorlar kitabına bile girmiştir. Killacycle’ın bu kadar güçlü olmasının nedeni ise, kullandığı batarya teknolojisidir. Killacycle’ın kullandığı batarya teknolojisi ise, Lityum İyon Batarya teknolojisinin en ileri versiyonudur. Bu batarya şimdiye kadar görülmemiş en güçlü bataryadır. Bu bataryaların Normal Lityum İyon bataryalardan farkı ise, Demir fosfat katkılı ve nano içerikli oluşudur. Bu demir fosfat katkılı ve nano içerikli teknoloji, bataryaları oldukça ısıtıyor ve böylelikle de olağanüstü enerji üretimine olanak sağlıyor. Bu bataryaların bir diğer özelliği de ateşte yanmamasıdır. Bu ileri Lityum İyon bataryalar ne kadar çok ısınırsa o kadar çok enerji üretmektedir. Killacycle’ı yarışa sokmadan önce de bu motorsikleti ısıtıyorlar. Niye derseniz yukarıda bahsettiğim gerekçeden dolayı. Yani, motorsikleti çalıştırıyorlar ve daha sonra da bu bataryalar ısınıyor ve de böylelikle çok büyük hızlara ulaşılabiliniyor. Ayrıca da bu bataryalar 5 dakikada şarj olabiliyor ve 10.000 defa da şarj deşarj devinimine sahiptir. Bir klasik Lityum İyon batarya pili, 13 dolar değerindedir ama ileride düşeceği ve de verimi artacağı düşünülüyor. Bu ileri Lityum İyon pillerden Killacycle’da 990 adet bulunuyor. Killacycle’ın gücü ise,  3560 beygirdir. Örneğin, bu beygir gücü sokakta gördüğümüz motorsikletlerin beygir gücünden 4 kat daha büyüktür. Yani; kısaca ifade edecek olursak, 746 watt 1 beygir gücünü ifade eder. Killacycle’ın sisteminde oluşan volt ise, 375- 380 civarındadır. Artık gerisini biz düşünebiliriz. Bu Lityum İyon Piller çok müthiş bir teknoloji ve de bu pil teknolojisi Mit’de yaratıldı. Bu araç yarış motorsikletidir. Peki, bu motorsikletin sivilde kullanılan bir biçimi var mıdır? Bu motorsikletin sivilde kullanılan biçimini İsveçli Peraves şirketi yapmıştır. Bu motorsikletin adı ise, Monotracer’dır. Bu motorsiklete baktığınızda bir savaş uçağı görmüş gibi olacaksınız. Nedeni ise, bu motorsikletin bir savaş uçağı şeklinde olması ve onun gibi de arka arkaya dizilmiş 2 koltuğunun da bulunmasıdır. Bu motorsiklet üzerinde çok büyük teknolojik özellikler barındırmaktadır. Örneğin, 52 dereceye kadar yana yatabilmesi, 0-100 hızlanmasının 5 saniyenin biraz altında olması, maksimum ulaşabildiği hızın 240 km olması göze çarpan teknolojik özelliklerdendir. Eğer, bu motorsikletle çok fazla yana yatarsak, otomatik olarak yan taraflardan küçük tekerlekler çıkıyor ve de böylelikle bizim dengemizi sağlayarak yere düşmemizi engelliyor. Ayrıca, bu motorsiklet Dünyanın en az yakan aracıdır. Örneğin; bu motorsiklet,  X Prize yarışmasında 100 km’de 3,4 litre yakıt harcayarak birinci olmuştur. Bu verimliliği nedeniyle de Guinness Rekorlar kitabına bile girmiştir. Bu araç ayrıca elektrik enerjisi kullanmaktadır. Yani, Monotracer’da Lityum İyon bataryalar bulunmaktadır. Lityum İyon bataryaların Dünyanın en gelişmiş bataryaları olduğunu anlatmıştım. Bu motorsikletin bataryaları bittiğinde ise, sadece 6 saat gibi kısa bir sürede şarj olabilmektedir. Monotracer’ın satış fiyatının ise, 100.000 dolar olduğu belirtiliyor. Kısacası; Arkadaşlar, bu Motorsiklette gelecek kokuyor. Hidrojen Enerjisine Geleceğin Enerjisi gözüyle bakılıyor. Nedeni ise, çok verimli olmasıdır. Hidrojenin sıvılaşmış biçimini kullanan yüksek teknolojili Ariane roketini, uyduları, Uzay Mekiklerini uzaya çıkaran bu yakıt, kendini tamamiyle ispatlamış durumdadır. Hidrojenle giden bir otomobil bir depoyla yaklaşık olarak 400 km gidebilir. Ama şu an, maliyeti çok yüksektir. Hidrojen yakıt hücresinden enerji elde edebilmek için membran denilen bir zar kullanılıyor. Maliyeti yükselten de bu membran denilen zardır. Bilim adamları, bu Membran denilen zarda Seramik veya Karbonatlı bir malzeme kullanmayı araştırıyor. Böylelikle de maliyetin çok düşeceği belirtiliyor. Hidrojenden ya elektrik elde ediliyor ya da ısı elde ediliyor. Hidrojenden elektrik şöyle elde ediliyor:  Hidrojen ve oksijen arasına membran denilen bir zar konuluyor. Bu membrandan geçen hidrojen atomları elektronlarından koparılıyor daha sonra da bu hidrojen atomları arka taraftaki elektronlarla birlikte ve de oksijenle de birleşerek suyu meydana getiriyor. Yani egzostan hiç zararlı gaz çıkmıyor. Bmv, Opel, Daimler gibi büyük otomotiv üreticileri bu teknolojiye büyük paralar yatırdılar. Opel, hidrojenden elektrik üreten sistemlere yatırım yapıyor. BMW ise, tamamen hidrojen kullanan sistemlere yatırım yapıyor. Ama bu büyük otomotiv üreticileri güvenliği en ön plana almışlardır. Mesela, Hidrojen yakıt tanklı bir araba çarpışma testlerine sokularak devamlı deneniyor. Mesela, güvenlik ile ilgili soruların en başında bir Hidrojen yakıt tankının patlamasının ne kadar riskli olacağı sorusu geliyor. Bilim adamları bu soruyu şöyle yanıtlıyor: Hidrojen, havadan 14 kat daha hafif olduğu için bir patlama anında hidrojen havaya uçup gidecektir. Yapılan deneylerde de hidrojenin, benzin ve dizel gibi yakıtlardan daha güvenli olduğu ortaya çıktı. Nedeni ise, hidrojenin ısı derecesinin benzin ve dizel gibi yakıtlardan daha düşük olmasıdır. Hidrojen yakıt hücresi teknolojisi, Hydra adında teknede, Almanya’da bir apartmanın ısıtma sisteminde deneme amaçlı olarak kullanılıyor. İkisinde de tam istenildiği gibi sonuçlar elde edildi. Almanya’da hava alanlarında kullanılan körüklü otobüslerde de Hidrojen yakıt sistemi kullanılıyor. Man firması da hidrojen yakıt hücresi teknolojisini deneme amaçlı otobüslerinde sergiliyor. Şu an sonuçlar olumlu seviyededir. Ama; bilim adamları, hidrojen yakıt hücresinin verimini arttıran teknoloji peşindedir. Böyle bir teknoloji vuku bulursa, Hidrojen yakıt hücresi teknolojisi ileriki yıllarda daha ucuza mal edilebilinecek. Örneğin; Amerikan Bilim Adamları, Yakıt hücresinin içindeki katalizörde ince bir lazer şerit kullanarak platin kullanımını 1/5 oranında azalttı.  Bilim adamları tarafından hidrojenin yakıt olarak kullanılabilmesi için 5 alanda devrim geçirmesi gerekiyor. Örneğin, bu alanlar hidrojenin çok pahalı olması, hidrojen depolama sorunu, katalizör vb.. gibi alanlardır. Ayrıca da hidrojenin tamamen kullanılabilmesi için şirketlerin bu alana yatırım yapması ve de diğer alternatif yakıtlarında başarısız olması gerekmektedir. Çalışmalar bu yönde hızla ilerlemektedir.  Hidrojen, günümüz Roketlerindeki itiş gücünün de ana prensibini oluşturuyor. Esa’nın kullandığı Arien Space’in 1000.000 beygir itiş gücü üretmesindeki ana yakıt kaynağı da Hidrojen Enerjisidir.  Hidrojen Enerjisi kullanan otomobiller çok sessiz, petrol türevlerine göre de daha güvenilirdir. Yaygın kanının aksine Hidrojen Enerjisi, tehlikeli bir enerji kaynağı değildir. Hidrojen Enerjisinin Isısı düşük olduğu için petrol türevlerine göre de daha güvenilir hatta havadan da 14 kat hafif olduğu için patladığı zaman da hızla atmosfere çıktığı için daha güvenliklidir. Lider otomobil firmaları Hidrojen Enerjisine büyük yatırımlar yapıyor. BMW bu teknolojiye 2 milyar Mark yatırdı. Bmw’nin Hidrojen Teknolojisindeki atağı ise, hidrojen gazının yakılarak kullanılması şeklindedir. Toyota ise, Dünyanın ilk hidrojen yakıt hücresini üretmiştir. Diğer Otomobil Firmaları da Hidrojen Yakıt Hücresi Teknolojisine büyük yatırımlar yapıyor. Hidrojen yakıt hücresi kullanan otomobiller konusunda ise, Norveç Dünyada birincidir. Bu otomobillerdeki hidrojen yakıt hücresinde, hidrojen ve oksijen birleşerek elektriği oluşturuyor. Neden tamamen elektrik kullanmıyoruz dediğinizde ise? Nedeni ise, Elektrikli araçların menzilinin kısa olması ve yaklaşık olarak da bir gün gibi şarjda kalmasıdır. Hidrojen kullanan araçlarda ise, bu süre çok kısadır. Örneğin, hidrojenli araçlarda hidrojen 5 dakikada dolabiliyor. Ayrıca; Hidrojen yakıt hücreli bir sistem, içten yanmalı motorlara göre de 2 kat daha verimlidir. Örneğin, Ohio Devlet Üniversitesi öğrencileri Hidrojen yakıt hücresiyle çalışan bir yarış arabasıyla Dünya hız rekorunu kırmaya çalışıyor. Bu aracın adı ise, Buckeye Bullet’tır.  Ayrıca aynı üniversite tarafından yapılması planlanan Buckeye Bullet 2’yle saatte 560 km hız bile amaçlanıyor. Tabi ki; burada Dünyanın öncü yakıt hücresi üreticisi, Kanadalı Ballard Power Systems şirketini unutmamak gerekiyor. Şimdi, Geleceğin yakıtı sayılabilecek bir yakıta daha göz atıyoruz. Bu yakıt ayrıca tarım ürünlerinden elde edilmektedir. Bu yakıt sayesinde Geleceğin otomobilleri daha beygirli olacaktır. Etanol diğer adıyla Etil Alkol, mısır veya şekerkamışından da üretilebiliniyor. Mısırdan üretilen Etil alkole mısır likörü de denmektedir. Etil alkol yüksek oktanlı bir yakıttır. Yüksek oktanlı olması daha çok yakıt ve havanın sıkıştırılması anlamına gelmektedir. Böylelikle daha çok yanma sağlanarak daha büyük güçler elde edilebilinecek. Örneğin, Benzin en fazla 93 oktandır. Ama; Etil alkol yani E100, 115 oktandır. Bu da daha büyük bir güç olarak çıkıyor karşımıza. Piyasada kullanılan benzinde E10 adında bir karışım kullanılıyor. Yani, %10 oranında Etil Alkol. Ama, daha ucuz E85(%85 oranında Etil Alkol) satan yerlerde bulunmaktadır. Bir benzinli arabayı tamamen Etil Alkolle çalıştırabilmek için de 100 dolarlık bir maliyet gerektiriyor. Drag yarış arabaları uzun yıllardır saf etil alkolle çalışıyor. Drag yarış arabalarında işe yarıyorsa, neden Aero X marka arabada da işe yaramasın? Aero X, Dünyanın ilk %100 Etil alkolle çalışan spor arabasıdır. Ayrıca, bu araç sırf etil alkolün gücünü tanıtmak için üretilmiştir. Bu spor araba çok kaslı bir araba olarak gözükmese de benzinli motorlardan kat ve kat daha verimlidir. Bu spor araba sadece 400 beygir gücündedir. Bu aracın hızı ise, saatte 250 km’dir ve de 0-100 hızlanması da 4 saniyenin biraz üstündedir. Etanol, Dünyada da kendini kanıtlamış bir yakıttır. Örneğin, Brezilya araçlarında tamamen Etanol kullanıyor. Brezilya bu Etanolu, şeker kamışından elde etmektedir. Etanol, gelecekte ise araç ve uçak teknolojisi tarafından da kullanılacaktır. Diğer bir yakıt ise, biyodizeldir. Biyodizel bilindiği üzere Dizel motorlarda çalışmaktadır. Dizel motoru, Rudolf Dizel icat ettiğinde fıstık yağıyla çalıştırmıştır. Fıstık yağı diğer yağlara oranla da ince bir yağdır. Dizel motorların Atık yağla çalışması için de bu yağın inceltilmesi ve ısıtılması gerekmektedir. Bu işlemi Amerika’da Lovecraft adındaki bir girişimci yapmaktadır. Yaptığı bir düzenekle kullandığımız atık yağlar hiç işlemden geçirilmeden kullanılabiliniyor. Örneğin, kullandığımız kızartma yağları(patates kızartma yağları). Bizim yapacağımız tek şey, sadece bu düzeneği alarak arabaya takmak kalıyor. Ama, Biyodizel kullanacağımız zaman böyle bir düzeneğe ihtiyacımız kalmıyor. Çünkü, filtreleme ve ısıtma işlemi önce yapılmaktadır. Bizim sadece bu son ürünü yakıt deposuna dökmemiz gerekiyor. Kullanılan biyodizelin çok kaliteli olması için de yağ oranının yüksek olması gerekiyor. Yüksek yağ oranı hem daha az karbon salınımı yapıyor hem de motorun performansını arttırıyor. Bilinenin aksine, biyodizelle çalışan motorlar normal dizel yakıtlı motorlara göre de 1/3 oranında daha uzun ömürlüdür. Biyodizel, normal dizellere göre de çok daha ucuzdur. Amerika’da Oasis adındaki firma da kaliteli biyodizel üretimiyle adını piyasada duyurmuş durumdadır. Biyodizelin bir olumsuz yanı ise, çevreye ve arabanın içine kötü kokular vermesidir. Bu kokunun neye benzediği ise, kullandığımız atık yağa bağlıdır. Biyodizel üretimi tamamen atık yağın filtrelenmesi ve bu elde elde edilen bu yağdan gliserinin çıkartılmasına dayanmaktadır. Daha sonra da bu saf yağa metanol ekleniyor ve de böylelikle biyodizel elde edilmiş olunuyor. Elde edilen atık glikoz ise, kozmetik sanayisine satılabilinir. Biyodizelle çalışan spor arabası olur mu demeyin, işte size Etex. Amerika’da üretilen Etex adındaki spor arabası da %100 biyodizel kullanmaktadır. Bu spor arabanın 0-100 km hızlanması ise, 5 saniyede gerçekleşiyor. Etex; ayrıca 100 km’de 4,5 litre yakıt harcamaktadır. Diğer bir geleceğin araba teknolojisi ise, Moller İnternational’ın ürettiği hem karada hem de havada gidebilen bir uçan arabadır. Bu aracın normal uçan arabalar gibi de kanatları yoktur. Bu aracın sadece 4 adet pervanesi bulunuyor. Bu araç bu özellikleri nedeniyle de dikey iniş kalkış da yapabilmektedir. Yani, bu arabanın bir havaalanına da ihtiyacı yoktur. Bu aracın hızı ise, saatte 400 mil’dir. Moller İnternational ‘ın yönetim birimi, bu aracın 25 yıl içinde Amerikan’ın %90’ı tarafından kullanılacağını belirtiyor. Diğer bir devrimsel teknoloji, Rinspeed Squba adındaki bir araçla geldi. Bu araç hem karada hem de denizde de gidebilen bir otomobildir. Rinspeed Squba bir Lotus’un üzerine inşa edilmiştir. Yani, bu arabanın bir spor arabası olduğunu unutmayalım. Bu otomobil uzaktan da kontrol edilebilinmektedir. Ayrıca bu otomobil, elektrik tasarrufu sağlayan Led farlara da sahiptir.  Hatta, bu araç denizin altında bile gidebilmektedir. Örneğin, bu otomobil 10 metre denizin altına kadar da inebilmektedir. Bu derinlikte Rinspeed Squba ayrıca çok iyi manevralarda yapabilmektedir. Bu otomobil petrol yerine lityum iyon bataryalar kullandığı için 2 adet elektrikli motora sahiptir. Denizin altında ise, Rinspeed Squba diğer elektrikli motorunu kullanarak yol almaktadır. Bu esnada Rinspeed Squba çift itiş gücü kullanmaktadır. Yani, elektrikli motorlardan ziyade önde çok güçlü itiş gücü üreten bir sisteme de sahiptir. Bu otomobili okyanusun altında unuttuğumuzu düşünelim, bu araç ayrıca otomatikman yüzeye de çıkabilme marifetine de sahiptir. Bu otomobilin her tarafının özellikle açık olmasına dikkat edilmiştir. Nedeni ise, güvenliktir. Yani, okyanusun altında herhangi bir boğulma olayına karşın bu arabanın içindeki kişiler kapıları açmadan kolaylıkla yüzerek yüzeye çıkabilirler. Böylelikle, Rinspeed Squba adlı araç sayesinde okyanusların altındaki o eşsiz güzelliği bile görebileceğiz. Rinspeed Squba bize sadece bir Dünyanın anahtarını vermiyor, bizi denizin altına da indirerek İnsanoğluna adeta bir yüzgeç takmış oluyor. Belki de ilerde bu araçla denizin altında bulunan kayıp kıta niteliğindeki Atlantis’i bile bulabileceğiz. Amerika’da bulunan Milner Motors şirketi de katlanabilir kanatlı uçan bir araba yaptı. Böylelikle bu uçan arabayı garajımızda da yer kaplamadan bulundurabileceğiz. Bu aracın fiyatı ise,716 milyardır. Diğer bir teknolojik yenilik ise, hafif malzemelerle yapılan Loremo adlı spor arabadır. Loremo, Dünyanın en verimli aracıdır. Bu araç, 100 km’de 1,5 litreden biraz fazla yakmaktadır. Loremo’nun verimini sağlayan teknolojik yenilikler ise, daha aerodinamik ve daha hafif oluşudur.  Şu an bu araba dizel motorla çalışmaktadır. Hibrit teknolojisinde gelinen son nokta ise, Fisker Karma adlı spor arabadır. Fisker Karma bütün hibrit arabaların içinde en iyisi ve en teknolojiğidir. Bunu arabanın üstüne baktığınızda görebilirsiniz. Burada çok teknolojik Güneş Panellerini göreceksiniz. Ayrıca; bu arabanın 0-100 hızlanması da oldukça iyi, bu hızlanmanın 5 saniyenin biraz üzerinde olduğu belirtiliyor. Bu hibrit araba hem elektrikle hem de dizelle çalışmaktadır. Yani, bu arabayla bataryam bitti ne yapacağım diyemeyeceksiniz? Fisker Karma’nın en üstünde ayrıca da Güneş Panelleri bulunduğu için; böylelikle bu arabanın bataryalarını daha hızlı bir şekilde doldurarak, elektrikli sistemin verimini de daha da arttırabilirsiniz. Bu hibrit arabanın menzili ise, 480 km’dir. Fisker Karma en iyisi dedik; ama General Motor’da hibrit teknolojisinde Fisker Karma’yı sollayacak gibi görünüyor. Nedeni ise, Detroit’te General Motor’un ana merkez binasında öyle bir teknolojik araba üretildi ki, bir şaheser diyebiliriz. Bu arabanın adı, Chevrolet E-Flex’dir. Burada E, elektrik; Flex ise, Elastikiyet anlamına gelmektedir. Bu araba sadece benzin ve elektrik arasında geçiş yapmıyor, örneğin, etanol, hidrojen ve elektrik arasında da geçiş yapabiliyor. General Motor, bu konuda yumruğunu yine masaya vurdu diyebiliriz. Sıra şimdi, Savage Rivale’de. Bu spor araba iki Hollandalı tarafından üretilmiştir. Bu spor arabanın üretilme sebebi ise, bir Porche’nin bu Hollandalı gençleri bir yarışta geçmesiymiş. Daha sonra da bu Hollandalı gençler, 4 koltuklu bir spor araba üretmek için işe başlamış. Evet, 4 koltuklu bir spor araba. İnanamadınız değil mi? Ayrıca da bu aracın üzerinde çok gelişmiş teknolojik özellikler de bulunmaktadır. Örneğin; bu araç, molibden bir şasenin üzerine karbon panellerle oturtulmuştur. Daha da başka örneğin, bu spor arabanın içi tik ağacıyla kaplıdır ve de bir şampanya şişesi koymak için de aracın arka koltuklarının arasında bir yer de bulunmaktadır. Bu arabanın koltukları ise, karbon fiberden yapılmıştır.  Bu arabanın teknolojik özelliklerine gelecek olursak: bu araç öncelikle 670 beygir gücündedir. Ayrıca bu araba 320 km hız yapabiliyor ve de 0-100 km hızlanması da 3,4 saniye gibi kısa bir sürede gerçekleşiyor. Ayrıca; Savage Rivale, bu teknolojik özellikleri nedeniyle de bir Porche veya Ferrari’yle bile kapışabilecek kapasitededir. Arkadaşlar; bu arabayla çok rahat bir şekilde 2 kızı arka koltuklara atıp, daha sonra da yollara vurabiliriz. Ayrıca da arka koltukların arasında şampanyamız olduğunu da unutmayın. Gerçekten de bu dediklerim, Savage Rivale’nin reklamlarında görülebilinir. Savage Rivale’nin fiyatına gelecek olursak, bu araç 600.000 dolar fiyat etiketiyle dudak uçuklatıyor. Bu aracın 2012 yılında da piyasaya sürüleceği belirtiliyor. Şimdi gelelim Formula 1 Arabasına. Formula 1 Arabası, Dünyanın en ince ayarlanmış makinelerinden birisidir ve de üzerinde çok ileri teknolojik özellikler yatmaktadır. Bir F1 arabası sadece 1 kaç saniyede jet uçağının havalanma hızıyla hızlanabiliyor.  Formula 1 Arabaları normal bir arabanın yarısı ağırlığındadır. Ama, normal bir araba 200 beygir güç üretirken, F1 arabaları 800 beygir kadar güç üretmektedir. Bu rakam küçük gibi görünebilir; ama iş büyüklükte değil hassaslıktadır. F1 Arabalarının motorları çok hassas olduğu için normal bir araba F1 arabasının gücünün yarısına ulaşsaydı, o zaman patlardı. Çünkü normal arabalar, o ısı ve basınca dayanabilecek kadar kapasitede değildir. Sıradan bir F1 arabası, dakikada 18.000 devire çıkabilir. Ayrıca, F1 arabaların motoru sadece 2,4 litredir. Bu da F1 araba motorlarının normal bir araba motorunun 3 katı olduğu anlamına gelmektedir. F1 Arabası aşağıdaki teknolojilerle birleştiğinde ise, Montecarlo tünelini baş aşağı bile geçebilir ama bu bir teoridedir. F1 arabasının arkasında yatan devrimsel teknolojiler ise, şunlardır:

1)Motor; F1 Arabalarında bulunan motorlarda bir mühendislik harikası yatıyor. Bu Mühendislik harikası, Çap farkı olarak da geçmektedir. Yani; Pistonlar, piston yatağına hiç boşluk bırakmayacak biçimde oturarak gücün olduğu gibi motorlara aktarılmasını sağlıyor. Çap farkı teknolojisinde, pistonların boyutunda çok ufak değişiklikler yapılması büyükfarklara yol açmaktadır. Bu teknoloji ise, toptan esinlenerek üretildi. Gerçekten de denendiğinde topun içinde tam oturan bir mermi içinde oturmayana bir mermiye göre daha uzağa gitmektedir. İşte bunun mucidi de John Wilkonson adındaki bir top ustasıdır.

2) Aerodinami; Bu teknoloji sayesinde Formula 1 Arabası yere bastırılarak yüksek hızlarda bu araba yukarı havalanmamaktadır. Bu teknolojiyi 2000 yıl önce Arap denizciler buldu. Bu denizciler, Rüzgâr karşıdan geldiğinde Rüzgâra karşı direnmek için teknenin altına bir yapı koyarak dümdüz ilerlediler. Ama bu teknoloji F1 arabasında sürtünmeyi arttırarak F1 arabasının hızını düşürmektedir. Hızı arttırmak isteyen F1 mühendisleri, motora daha çok piston koyarak bunu düzelttiler.

3)Malzeme; F1 arabaları hem hafif hem de daha güçlü olmak zorundadır. İşte bu teknoloji, F1 mühendislerinin kutsal kâsesidir. F1 arabalarında Karbon fiber denilen devrimsel bir malzeme kullanılıyor. Çünkü; karbon fiber, çelikten daha hafif ve daha dayanıklıdır. Laboratuarda, Karbon fiber Şaft ve Çelik Şaft dayanıklılık testine girdiğinde Çelik şaft, 1376 newtonmetrede kırıldı. Ama, Karbon fiber şaft ise, yaklaşık olarak 4728 newtonmetreye kadar dayanabildi. Bunun nedeni ise, ham karbon fiberin büyük ısı ve basıncın altında kalarak çok dayanıklı hali almasıdır. Ama, Karbon fiber oldukça pahalı bir malzeme olarak göze çarpıyor. Yukarıda bahsettiğim Karbon fiber şaftın fiyatı ise, 2500 sterlindir. Karbon fiber hayatına iplik olarak başlıyor. Daha sonra ise, kumaş gibi dokunarak istenilen şekle getirilebiliniyor. Ayrıca; Karbon fiber, F1 Arabasının tüm kaportasında kullanılmaktadır. F1 Aracında şase yoktur. Çünkü; Karbon fiberin çok güçlü olması sayesinde şaseye gerek olmadığıdır.

4) Benzin deposu; F1 Arabasının benzin deposunda lastik ve kevlar birlikte kullanılmaktadır. Nedeni ise, bu iki karışımlı malzeme hem elastik hem de daha güçlü olabilmektedir. Yapılan denemelerde;  bu iki karışımlı malzeme, fırlatılan yanan okun hem yanma etkisini hem de sivri ucun yarattığı basınç etkisini oldukça iyi absorbe edebilmektedir.

5) Jant teknolojisi; F1 Arabalarında hem hafif hem de güçlü bir malzeme olan dövme Magnezyum jant kullanılıyor. Nedeni ise; Magnezyum Jantlar, Çelik jantlara göre oldukça yüksek dayanıklılık özelliği göstermektedir. Bu teknoloji de kendini eski demir teknolojisinden almaktadır. Dökme Demir, Dövme demire göre daha ağır ve daha dayanıksızdır. Dövme demirde maddenin içindeki zerreler bir noktaya sıkıştırılmaktadır ama Dökme demirde zerreler daha dağınık bir haldedir. Bu da dökme demiri daha kırılgan bir hale getiriyor. Onun içindir ki, Dövme magnezyum jantlar daha hafif ve daha güçlüdür. Ama bu jantlar yarışta lastiklerden sıyrılırsa ateş çıkartabilir. Bu kadar avantaja karşın artık bu da katlanılabilinecek bir şeydir. F1 Teknolojisi, Marsa giden uzay araçlarında da kullanılarak artık Uzay teknolojisine de yön verecek. Aslında ileri teknoloji yukardan aşağı doğru takip eder. Ama, burada F1 teknolojisi bu kuralı değiştiriyor. Kısacası; F1 teknolojisinde kullanılan yüksek teknolojili plastikler, Marsa gönderilen Beagle 2 uzay aracında da kullanılacak. Arkadaşlar burada size bir bilgiyi vermekten de mutluluk duyacağım: Bu bilgi Dünya kara hız rekoruyla ilgilidir. Dünya kara hız rekoru, 1997 yılında bir İngiliz olan Multimilyoner Richard Noble tarafından kullanılan Thrust Ssc aracı ile saatte 1228 km hıza çıkılarak kırıldı.  Ama, Amerikalılar bu rekoru kırmak için bir F 104 uçağı ve J79 Motoru aldılar. Daha sonra da diğer teknolojileri bunlara entegre edip Kuzey Amerikan Kartalı adında bir araç yarattılar. Bu araçta kullanılan J79 motoru ise, çok güçlüdür. Bu motor yaklaşık olarak 1742 kilo geliyor ve 8100 kilo itme gücü de üretebiliyor. Bu motorun Amerikan Hava Kuvvetlerine maliyeti ise, 1,1 milyon dolarmış. Kuzey Amerikan Kartalı çok hızlı olacağı ve çok sert fren yapacağı için de bu araçta kullanılan teknolojiler arasında en göze batanları şöyle sıralayabiliriz: En iyi fren teknolojisi olan manyetik fren sistemi, En iyi paraşüt teknolojisi( bu teknoloji Apollo uzay araçlarında bile kullanılmıştır), tekerlek olarak kullanılan Alüminyum jantlar ise, çok dâhiyanedir. Ama ne yazık ki, Kuzey Amerikan Kartalıyla yapılan testlerde saatte 502 km hıza çıkılabilindi. Arkadaşlar, sizlere gelecekte yaşanabilecek teknolojileri aktarmaya çalıştım. Teknoloji bizi her yönden bastırıyor. Onun içindir ki, İlerde yaşanabilecek teknolojik atılımlara kayıtsız kalamayız. Sizlere bu konuda yardımcı olduysam ne mutlu bana. Unutmayın ki, gelecek bir gün gelecek. Yazımı, Henry Ford’un şu sözleriyle bitirmek istiyorum; Çalışmak yaşadıklarımızdan çok daha fazlasıdır, o bize yaşamın kendisini verir.

Saygılarımla,,,

                                                                                                                                                                                                               

Sait Saatcigil

İlgi Alanı: Fizik, Teknoloji

Lakabı    : Fiziğin Şahı

İletişim  : ssaatcigil@mynet.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s